OYA AYDOĞAN "Jig.lo tutmadım ama narkotik şubeye sevk edildim"

744 izlenme 26 Temmuz 2021
Reklamlar


haberin videosu asagıdadır

Oya, 10 Şubat 1957’de, Erzincan’da, Güldane ve Cemal Aydoğan çiftinin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Bir de ailesinin Ayhan adını verdikleri bir abisi vardı. Çocukluğu İstanbul, Beyoğlu’nda geçti. Ortaokulu o dönem “Fransız Kız Ortaokulu” adıyla eğitim veren “Sainte-Pulcherie Fransız Lisesi”nde, ardından liseyi de Saint Michell Fransız Lisesi’nde okudu. Tüm öğrencilik yaşamı boyunca onun aklı da gönlü de artist olmaktaydı. Yıllarını Yeşilçam artistlerini seyrederek geçiriyordu. En büyük şansı da en büyük heyecanı da Beyoğlu’nda yaşıyor olmaktı aslında. Çünkü burada Yeşilçam artistleriyle sık sık karşılaşmak mümkündü. Bir zaman gelecek aynı sahneyi paylaşacağı pek çok isme, şimdi uzaktan hayran hayran bakmakla yetinmeliydi. Bu günleri çok sonra bir röportajında şöyle anlatacaktı: "Yeşilçam Sokağı'na giden yol bizim okulun oradan geçerdi. Kadir İnanır'dan Cüneyt Arkın'a kadar bütün artistleri okul yolunda görüp heyecanlanırdık. Gittiğim her yer yıldız kaynıyordu."
Cemal Bey, sert biriydi. Aslında 3 tane genç dayı da onlarla birlikte yaşadığı için terbiye konusunda dayağa başvuruyordu. Zaman zaman bu hâllerinden Güldane Hanım da nasibini alıyordu. Oya, annesini çok erken kaybetti. Son 8 yılını yatalak geçirdiğinde ona Oya bakacaktı. Güldane Hanım öldüğünde 48 yaşındaydı. Güldane Hanım, Cemal Bey’in aksine yumuşak yüzlü, sevgi dolu biriydi. Oya, ne kadar iyi yönü varsa, hepsini annesinden alarak büyümeyi seçti. Babasından nefret etmedi; ama onun davranışlarındaki olumsuzlukları da yanlış bulup üzerine almayı reddetti. Oya’nın en büyük hayali hayran olduğu isimler gibi bir Yeşilçam artisti olmaktı. İdolü Türkan Şoray’dı. Bunun için önüne çıkan her fırsatı mutlaka değerlendirmek istiyordu. Ama babası bu işe kesinlikle karşıydı. Aslında pek çok şeye olduğu gibi; tek kızdığı Oya’nın artist olma hayali değildi çünkü. Bu günleri de bir röportajında şöyle özetliyordu Oya: "Babam kıyameti koparıyordu. Üstelik tek kızdığı bu artist olma sevdam da değildi... Mahallede kızlarla otururken görse bile beni yukarı çağırır, sonra da döverdi. Bir de o yetmezmiş gibi abim de çok sinirliydi. Allah'tan sonra yurtdışına okumaya gitti de kurtuldum. Ama asıl özgürlüğüme abim ve dayılarım evden ayrıldığında kavuştum."
Oya, hayallerinin gerçek olacağı günler için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyordu. Sinemaya ilk adımını 1972’de, “Kabadayılar Kralı” ile attı. 80’lerde bir süre şarkıcılık da yaptı. Bir yandan da güzellik yarışmalarına katılıyordu. 1975’te “Alev Gün” adıyla katıldı bir güzellik yarışmasına. Birinci olmuştu. Ancak ailesinin baskısıyla ödülü iade etmek zorunda kalmıştı. Bu baskı onun hayallerini daha da kamçılıyordu. 1976’da Ses Dergisi’nin düzenlediği 8. Sinema Artisti Yarışması’na bu kez kendi adıyla katıldı ve hayatı değişti. Oya, bu güzellik yarışmasında birinci oldu ve şansı o zaman açıldı. 6 önemli firmadan sinema filmi için teklif almıştı. Üstelik hepsi de başroldü. Hayalini kurduğu gibi Yeşilçam’ın bir parçası oluyordu şimdi. 1976-2016 tarihleri arasında 51 sinema filmi, 13 televizyon dizisinde oynadı. Kemal Sunal, Kadir İnanır, Cüneyt Arkın, Salih Güney, Gökhan Güney, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses gibi döneminin çok ünlü isimleriyle filmler çekti… Bu yarışma, hayatına bir de yıllar sürecek bir çekişme getirdi. Yarışmaya Banu Alkan da katılmıştı ve Oya Aydoğan, kendisinin birinci olduğu bu yarışmada, Banu Alkan’ın da dördüncü olduğunu söylerken, Banu Alkan ise, yarışmadan çekildiği için dereceye girmediğini söylüyordu… 
Aynı yıl ilk başrolü Cüneyt Arkın ile paylaştığı “Deli Şahin” için “Gülcan” karakteriyle kamera karşısındaydı. Bu film, onun Yeşilçam’a attığı ilk resmi adım olarak tarihe geçti. Bundan böyle oynayacağı pek çok filmle sevilecekti… 1978’de Ertem Eğilmez yapımı “Neşeli Günler”deki rolüyle hafızalara kazındı. Adile Naşit ile Münir Özkul’un turşu suyu kavgasıyla ayrıldığı film olarak bilindi Neşeli Günler. Oya da onları bir araya getirmeye çalışan evlatlarından biri olan Zeynep’ti. Yine 1978’de, bu kez Kemal Sunal ile “100 Numaralı Adam”da başrolü paylaştı. Filmdeki “Hiç aşık oldun mu?” sahnesi unutulmaz Yeşilçam sahneleri arasında yerini aldı. 1982’de, yine Kemal Sunal ile “Yedi Bela Hüsnü” filmi için kamera karşısındaydı. Filmde Hüsnü’nün aşık olduğu mahallenin güzel kızı “Hüsniye”yi canlandırıyordu. 1979’da, Kadir İnanır ile “Doktor”da, “Ayşe” karakteri ile başrolü paylaştı. Yine aynı yıl “Nazey” filmi için bu kez İzzet Altınmeşe ile kamera karşısındaydı. Güneydoğu Anadolu yöresinde birbirini seven iki köylü gencin aşklarını anlattılar. 1981’de İbrahim Tatlıses ile başrolü paylaştığı “Tövbe” ile başarısını katladı. Ferdi Tayfur ile de çok kez başrolde buluşan Oya, 1983’te,

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Eviniz 7.5 tl ısınacak. Ayrıntılar Bizimkilerin Kapıcı Cafer’i Meğer Ünlü Yıldızın Babasıymış! Ameliyata Gizlice Ses Kaydı İle Girdi